Yeni CBR1000RR'nin geliştirilmesindeki ana gaye neydi? İlk olarak çok daha yüksek bir güç-ağırlık oranı için ağırlığın azaltılması. Yüksek güç elbette herhangi bir Süper Spor motosiklet için önemli bir özelliktir, ancak elde edilebilecek her bir güç artışı eklenen ağırlık ile etkisini yitirebilir. EURO-3 uyumlu katalitik konvertör sistemi ile donatılmış olsa da, yeni CBR1000RR sınıfındaki en hafif ve dolayısıyla en yüksek güç/ağırlık değerine sahip olması ile ön plana çıkmaktadır. Ağırlığın yanında sürtünme ve kütle de bir motosikletin en yüksek performansı verebilmesine engel teşkil edebileceğinden, daha hızlı tepki ve daha çabuk hızlanma için motor içindeki sürtünmenin en aza indirilmesi amacıyla her türlü çaba gösterilmiştir. Motor performansı da ihtiyaç durumunda etkili güç ve tepkiyi verebilecek bir rezervi her zaman muhafaza ederken özellikle günlük cadde kullanımda kullanıcı dostu olabilecek düzeyde daha yumuşak ve daha yönetilebilir bir güç dağılımı için hassas biçimde ayarlanmıştır. Bir başka önemli faktör, her zaman olduğu gibi, motosikletin hareket esnasında hızlı ve güven verici şekilde yön değiştirebilmesini ciddi oranda etkileyen ağırlık dağılımıdır. Daha kısa burun kısmı, daha kompakt kuyruk grenajı ve aşağıda konumlandırılmış egzoz sisteminden de görülebileceği üzere 2008 CBR1000RR Fireblade sadece daha güçlü performans için değil aynı zamanda cadde ve pist üzerinde daha hafif ve daha ilham verici şekilde tepkili yol tutuş için yoğun bir kütle merkezileştirme işlemine tabi tutulmuştur. Tüm bu çabaların toplamı, inanmak için ilk elden yaşanması gereken benzersiz bir sürüş performansı sonucunu doğurur.
CBR'ın iskelet ve şasisinde yapılmış olan değişikler nelerdir? Çok benzer görünse de, Fireblade’in gelişmiş alüminyum döküm iskeleti artık sadece dört kısımdan oluşmaktadır – gidon kafası, iki yan kafes ve 'U' biçimli arka motor askısı. Bu değişimin ana sonucu mükemmel yapısal rijitliği ve tepkili kontrolü muhafaza ederken 2.5 kg düzeyindeki ciddi bir ağırlık azalmasıdır. Bunun ötesinde daha kısa olan şasinin yeni hibrit salıncak kolu, aşağıda konumlandırılmış yeni egzos sistemine yeterli boşluğu yaratmak ve ayrıca Fireblade’in büyük oranda geliştirilen kütle merkezileştirmesine ve daha keskin, daha tepkili yol tutuşuna katkı sağlamak amacıyla ‘martı kanadı’ biçimli yeni bir sağ yan kola sahiptir.
Fireblade'in debriyajı neden hidrolik sistem yerine standart kablo kumandalıdır? Yeni Fireblade, Yardımcı Pabuçlu Debriyaj adı verilen debriyaj dizaynındaki bir yeniliği beraberinde getirmektedir. Gaz verildiğinde daha hızlı kavrama amacıyla tasarlanmış olmasının yanı sıra bu yeni debriyaj ters yönlü torkun debriyaj plakalarını ayırmasına ve “kaydırmasına” neden olması sonrasında daha güçlü debriyaj yaylarının debriyaj plakalarını tekrar temas ettirmesi gereksinimini ortadan kaldırmaktadır. Bunun yerine, tek bir diyafram yay debriyaj plakalarını çok hafif bir basınçla bir arada tutabildiğinden debriyajı kolaylıkla kumanda edebilmek için tek bir basit kablo kullanılabilmektedir. Debriyajı için hidrolik kumanda sistemi kullanımının gerekli olmaması dışında, “düşük-teknolojili” kablolu kumanda ayrıca tipik hidrolik sistemlere göre çok daha iyi bir geri besleme sağlar.
Fireblade'in yeni yakıt deposu ambleminin anlamı nedir? Honda'nın en iyi yol makinelerini en başından bu yana süsleyen geleneksel Honda Wing logosu baz alınarak oluşturulan bu yeni logo, Honda'nın tarihi yarışçılık kökenlerinden ilham alır. Geleneksel Japon “cloisonné” motifinin zengin görünümü içeren bu modaya uygun zarif amblem yeni CBR1000RR Fireblade'in kalite ve işçiliğini yansıtmakta olup gelecek yıllarda Honda'nın her bir kategoride amiral gemisi modellerinin göz alıcı bir özelliği haline gelecektir.
XL700VA Transalp
Transalp’te bu yıl yapılan büyük değişiklikler nelerdir? Yeni 2008 Transalp’te dramatik yeni tasarımından gelişmiş yakıt enjeksiyonlu motoruna kadar neredeyse her şey yenidir. Honda’nın yeni maceracı seyahat konseptini çekiciliğin yeni boyutlarına taşıyan yeni Transalp daha güçlü, daha saldırgan yol alma kabiliyetini, daha konforlu iki kişilik sürüş performansını ve daha fazla heyecanı içinde barındırır.
Transalp'in motoru temel olarak önceki ile aynı değil mi? Dışardan bakıldığında Transalp’in motoru yıllardan bu yana olduğu gibi görünür. Ancak iç kısmı daha yüksek performansa katkıda bulunan daha büyük hacim ve yeni 4 subaplı kapaklar, daha düzgün, daha tepkili hızlanma sağlayan yeni bir PGM-FI yakıt enjeksiyon sistemi ve daha temiz, çevreye daha dost sürüş keyfi için ultra düşük egzoz emisyonu sağlayan yeni bir katalizör sistemi ile tamamen yenidir. Bir sürüş yeni Transalp’in güç dağılımı ve verdiği heyecandaki dünyalar kadar farkı ortaya koyar.
Transalp'in yeni Kombine-ABS sistemine gerçekten ihtiyaç var mıydı? Transalp esas anlamda bir şehir içi ve şehir dışı bir yol motosikleti olduğundan, frenleme performansı gittiği yerlerde daha büyük sürüş güveni için mümkün olan en iyi kontrol özelliklerini ortaya koymalıdır. Transalp'in Kombine ABS’li versiyonu bu hedefe karşılaşabileceği neredeyse her türlü yol yüzeyi üzerinde ulaşır, kritik durumlarda optimum frenleme kontrolü için ekstra destek sağlar, böylece kullanıcılarının büyük çoğunluğu için güveni arttırır ve sürüş keyfini doruğa çıkarır.